Posted by: osmandemirci on: Haziran 17, 2009
Ankara Üniversitesi Manyetik Malzemeler Araştırma Grubu’nun geliştirdiği manyetik soğutucu malzemenin yalnızca Türkiye için değil, dünya için de çığır açıcı bir buluş olduğu bildirildi.
ANKARA – AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Elerman başkanlığında doktora öğrencileri Süheyla Yüce, Ercüment Yüzüak, Dr. İlker Dinçer ve Dr. Barış Emre tarafından geliştirilen soğutucu malzemeler, fakültede düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.
Prof. Dr. Elerman, mevcut soğutma teknolojisinin buhar sıkıştırmalı kompresör teknolojisine dayandığını ve bu teknolojinin çevreye önemli zararlar veren içeriklere sahip olduğunu anlattı.
Bu nedenle dünya soğutma endüstrisinin Ar-Ge harcamalarının önemli kısmını alternatif soğutma teknolojilerine ayırdığını belirten Elerman, bu teknolojinin zararlı gazlar üretmediğinden çevre dostu olduğunu, yüksek verimle ve sessiz çalıştığını, uzun kullanım süresinin bulunduğunu aktardı.
PATENT BAŞVURUSU YAPILACAK
Prof. Dr. Elerman, başkanlığını yürüttüğü Manyetik Malzemeler Araştırma Grubu’nun 5 yıldır soğutma teknolojileri üzerine araştırmalar yaptığını kaydetti.
Manyetik soğutucuların gaz sıvılaştırma, süpermarket soğutucuları, gıda işleme fabrikaları, donmuş sebzeler, meyve, et, süt ürünleri gibi oda sıcaklığı altında soğutma, klima ısı pompaları, endüstriyel düşük seviye ısı, şeker arıtma, içki damıtma, tahıl kurutma, atık ayıklama ve işleme gibi alanlarda kullanıldığını aktaran Elerman, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Geliştirdiğimiz malzeme, daha önce bilinen malzemelerden oldukça üstün özelliklere sahip. Çok basit malzemelerle üretildiğinden son derece ucuz, yüksek verim ve yüksek enerji tasarrufu sağlayan özellikler taşıyor. Biz bu malzemeyle ilgili Türkiye’de ve dünyada öne çıkan firmalarla çalışmayı planlıyoruz. Bu gelişmeden sonra manyetik soğutucu teknolojilerinin bir kaç yıl içinde ticarileşeceğini öngörebiliriz.”
BUZDOLAPLARINDA ENERJİ TASARRUFU YÜZDE 60′A ÇIKACAK
Geliştirilen teknolojinin daha önce dünyadaki hiç bir araştırma grubunca yapılamadığını aktaran Elerman, bu nedenle teknolojinin yalnız Türkiye için değil, tüm dünya için de büyük yenilikler getirdiğini ve bu alanda bir çığır açacağını ifade etti.
Prof. Dr. Yalçın Elerman, mevcut teknolojiyle buzdolapları yüzde 20-30 dolayında enerji tasarrufu sağlarken, manyetik soğutucu teknolojisiyle geliştirilecek buzdolapları ile enerji tasarrufunun yüzde 60′lara çıkacağını belirterek, bu teknolojinin özellikle hastanelerde yaygınlaşabileceğini ve araçlarda yeni nesil soğutma teknolojileri yaratacağını söyledi.
Sulamada devrim yaratacak buluş
YAZDIR | YOLLA
04/05/2008
SERKAN OCAK (Arşivi) Kuraklığa Türk tozuyla çözüm
İSTANBUL – Tarım üzerine arge çalışmaları yapan Ecotech firması, yüzde 90 su tasarrufu sağlayan toz geliştirip patentini aldı. Mersin Tarsus merkezli Ecotech Genel Müdürü Halil Öztoprak, Çukurova Üniversitesi uzmanlarıyla birlikte geliştirdikleri tozla çölde bile tarım yapılabileceğini söyledi.
Öztoprak’a göre ürünü geleceğin vazgeçilmezi olacak: “Yeryüzündeki içme sularının yüzde 80′i tarımda kullanılıyor. Bunun yüzde 90′ı yeraltına inip kayboluyor. Yüzde 3 kadarı buharlaşıp havaya karışıyor. 100 litre suyun üç-beş litresi bitkiye faydalı. Bizim yaptığımız bu kaçışı engellemek. Eskiden 100 litre su kullanılırsa, tozla 10 litre su kullanmak yeterli. Bunu da yüzde yüz doğal malzemeyle yaptık. Ürünün muadili ABD’de de var ama kimyasal içeriğinden dolayı tercih edilmiyor üstelik pahalı.”
‘Saksıya 1 gram koy, bir ay tatile çık’
Peki bir tür sünger görevi yapan selüloz esaslı bu toz nasıl kullanılıyor? Öztoprak’a göre kullanım basit: “Bitki köküne 5-10 gram, ağaçlara 100, fidanlara 50 gram dökülüyor. Tarımın her alanında kulanılıyor. Bin metrekare buğday tarlası için üç beş kilogram kullanmak yeterli. Dört yıl boyunca etkili. İthal ürünün fiyatı 40 avroyken bizim patentini aldığmız ürünün kilogramı 10 avro. Mersin Tarım Fuarı’nda ilk kez tanıtıma başladık. Büyük ilgi gördü. Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta çim yetiştirdik. Bu yöntemle çölde de tarım yapılır ancak verimlilik daha az olur. Suudi Arabistan’da bir üniversite de kullanılacak. Önümüzdeki ay Dubai’de tanıtımını yapacağız. kullananların tepkisi çok olumlu. Örneğin salatalıklar çoşmuş.”
Ar-ge çalışmaları Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Cumali Karaman tarafından yürütülen çalışmada, peyzaj ve ziraat mühendislerinin de destek alınmış.
‘Ecosorb’ için 10 yıldır çalıştığını anlatan Karaman, ürünün tarlalarda da tatile giderken evlerdeki saksılarda da kullanılabileceğini anlattı:
“Ürünün temel prensibi bitkinin kök bölgesini nemli tutmak. Ayrıca tutulan suyun bitki tarafından alınabilecek formda olması da önemli. Bu materyali bitkinin kök bölgesine konmuş bir sünger olarak düşünebiliriz. Suyu bünyesine tutup şişiyo. Bitki suyu kullandıkça bözülüyor ve bunu defalarca tekrarlıyor. Bu ürünün dünyada benzerleri, örneğin ABD’de de üç muadili var. Biz farklı olalarak bitkisel orjinli selülozdan üretiyoruz. Ürünün ömrü mikroorganizma faaliyetine bağlı olarak iki ila beş yıl. Küresel ısınmada daha az su ile bitkisel üretim yapma olanağı sağlaması açısından son derece önemli. Üç dört günde bir sulanan bahçe 10-15 günde bir sulanabilir. Her gün sulanan çimler sekiz – 15 günde bir sulanıyor. Evdeki saksılara 1 gram koyarak tatile rahat çıkılabilir. Bunu damla sulama yapılan alanlarda da kullanarak daha az su tüketimini sağlarız.”
TARIMSAL SULAMADA DEVRİM
Qemisoyl (Kemisol), su hidratörleri ile bağlantıya girdiğinde su için bir rezervuar işlevi gören şeffaf bir jel haline gelen ve sonra suyu bitkinin köklerine geçiren beyaz granüllü su bazlı (çekmeli) polimerdir.
YARARLARI
Toprağa yerleştirildikten sonra toprağın yoğunluğunu düşürür. Topraktaki hava ve su sirkülasyonunu geliştirir. Su tutma kapasitesini geliştirir ve sudaki besleyicilerin kaybını azaltır. Bir çok kez dolup boşalabilir. Uygun koşullarda 5 yıl özelliğini korur. Bir çok çözünür gübre ve toprak ile bağdaşır. Buharlaşma ve sızma sonucu su kaybını önler. Kuraklık döneminde sulama miktarını azaltır. Ürün verimini azaltmaksızın üretim maliyetlerini azaltır. Tohumu nem tabakalarıyla sararak ve suyun içindeki besleyicileri tutupsalarak filizlenmesini gelistirir. Aşırı yağışlardan dolayı gübrenin akıp gitmesini engeller. Daha yüksek ürün verimi sağlar.
ÖZELLİKLERİ
Qemisoylin (Kemisol) her bir gramı saf suyun yarım litresini emer veağırlığını 500 kez arttırır.Ekilen toprakta, bir gram Qemisoyl yaklaşık 200-300 milimetre akan suyu emer.
DAHA GENİŞ BİLGİ: http://www.yavuzoglultd.com/index.php
Bu da bizim Çinliler
Çin’li Türk Uygur asıllı İp cambazı iki dünya rekoru birden kırdı
06 Temmuz 2009 Bugün, 29 dakika önce | noreply@blogger.com (Nezihe Tansuğ)
Çin’de iki dağ arasına gerilen ip üzerinde iki rekor birden kırıldı. 1530 metre uzunluğundaki ip üzerinde nefes kesen bir gösteriye imza atan ip cambazı, 6 nesilden bu yana aynı mesleği sürdüren ailesinin gururu oldu. İki dağ arasına gerilen ip ve üzerinde yürüyen bir adam. İnsanların bakmaya bile cesaret edemediği bir gösteriye imza atıyor. Amacı 1530 metrelik ipi yürüyerek geçmek. Ancak bu o kadar da kolay değil… Sert rüzgarın yanı sıra ipin diğer ucundan kendisine doğru gelen arkadaşını da geçmek zorunda. Rekor denemesinin belki de en tehlikeli anı da bu. İzleyiciler geçiş sırasında nefeslerini tutuyor. Çinli ip cambazı Ahdili Wuxiuer, arkadaşının üzerinden büyük bir dikkatle geçiyor. Ardından da son metrelerini koşar adımda geçerek ip üzerindeki yolculuğunu tamamlıyor. Uygur Türk kökenli çinli ip cambazı, bu tehlikeli gösterisiyle iki dünya rekoru birden kırdı. Hem ip üzerinde bir başka kişinin üzerinden geçen kişi ünvanını kazandı, hem de deniz seviyesinden 1607 metre yükseklikte, böyle bir mesafeyi kateden ilk cambaz oldu.
VİDEOSUNU İZLE:
http://www.cnnturk.com.tr/2009/yasam/diger/07/06/cinli.ip.cambazi.2.dunya.rekoru.kirdi/533802.2/index.html
Türk Bilimadamının çölü yeşerten buluşu
Çöl laserle yeşerdi
Lazer ve Fizik Alanında Araştırmalar yapan Fizik Mühendisi Şükran Can, özel olarak tasarladığı ve moleküler yapıyı bağlayan bir laser sistemi ile çöl toprağında sadece çeşme suyu kullanarak buğday yetiştirmeyi başardı Bu yeni teknoloji ile çöl topraklarında başta buğday olmak üzere tahıllar kolaylıkla yetiştirilebilecek Popüler Bilim Dergisi, bu ayki sayısında 12 yaşından beri lazerle ilgili çalışmalar yapan Fizik Mühendisi Şükran Can’ın, özel olarak tasarladığı laser ışınıyla verimsiz çöl toprağını yeşerttiği müthiş buluşuna yer verdi. Çöldeki en büyük sorunun; gece ve gündüz arasındaki büyük ısı farkı ile toprağın içindeki yoğun tuz ve kireç miktarı olduğunu söyleyen Can, Bu topraklarda yüksek oranda birçok element var. Yani bir ölçüde yeterli olmasa da ürün yetişebilecek düzeye yakın bir yapı mevcut. Fakat toprağın iç yapısının gece -20 gündüz ise +40 dereceleri görmesi bitkilerin köklerinin ve tohumlarının yanmasına neden oluyor dedi. 20 günde yeşerdi ısıya karşı direnci düşük olan topraktaki değerlerin çöktüğünü ve bunun da toprağın moleküler yapısınının kopmasına neden olduğunu anlatan Can şöyle devam etti: “Moleküler yapının bozulması ve kopması toprak yapısının oksijen kaybına bu da toprağın nem oranının düşmesine ve kurumasına sebep oluyor. Özel olarak tasarladığımız ve moleküler yapıyı bağlayan bir LASER sistemi ile Abu Dhabi’den getirttiğimiz çöl toprağında çeşme suyu kullanarak buğday yetiştirdik. Türkiyeden ise çöle en yakın toprak olarak Konya-Karapınar kumu kullandık. Bu kumda da 20 gün içinde çeşme suyu kullanarak buğday yetiştirmeyi başardık. Laser ışınları ve destek sistemleri toprağın moleküler yapısının dengeye girmesine sebep olmakta, ısı farklarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Dünyanın tahıl deposu olacak Toprağın nem tutması, moleküler yapıda fiziksel ve kimyasal dengelerin sağlanması sayesinde mevcut çöller tarıma açılabilecek ve buralar dünyanın tahıl deposu olmaya başlayabilecekler.”
Çöl toprağındaki en önemli sorunun moleküler bağların kopması ile yoğun kireç ve tuz olduğunu dile getiren Fizik Mühendisi Şükran Can, “LASER teknolojisi tuz ve kireç molekülerinin toprak yapısından tamamen ayrılması mümkün. Tuz ve kireç yapısı topraktan tamamen ayrılacağı için toprağın verimliliği moleküler yapının dengelenmesinden sonra çok üst düzeye çıkmakta. Sistem ile mevcut çöller tarıma açılabilecek ve dünyanın tahıl deposu olmaya başlayabilecek” diye konuştu.
Osmancığım Merhaba,
Pardus hakkında mutlaka bilgin vardır, ama ben yine de bilgilerini sıcak tutmak için, sana bir site bablantısını vereyim
1 | İsmet Çabuk
Temmuz 6, 2009 6:06 pm
Osmancığım merhaba;
Harika bir site olmuş kutlarım… selamlar sevgiler.. Babana ve Çetin’e de selamlar…. İrtibatı koparmayalım… Paslaşalım… Hoşça kal….